Bu sayfadaki yazıları büyütebilmek için tıklayınBu sayfadaki yazıları küçültebilmek için tıklayınBu sayfayı yazıcıya göndermek için tıklayınBu sayfayı favorilerinize eklemek için tıklayınBu yazının kayıtlı olduğu kategoriye gitmek için tıklayınBu yazıda hata veya sormak istediğiniz soru varsa tıklayınBu yazıyı arkadaşınıza tavsiye edebilmek için tıklayınBu yazıyı açık arkaplan koyu yazı formatlarıyla görüntülemek için tıklayınBu yazıyı koyu arkaplan açık yazı formatlarında görüntülemek için tıklayınBu yazıyı sarı arkaplan koyu kırmızı formatında görüntüleyebilmek için tıklayın
Yardım için tıklayın  
   
 

 

       
  HZ. İSA ve TEVHİD İNANCI  

Arama:    

 



Recep Aykan 
   
Giriş:
İsa (a.s) ve onun tevhid mücadelesine geçmeden önce bütün peygamberlerin geliş gayesine kısaca değinmek istiyorum.

Kur’an’a göre bütün peygamberler müslümandırlar. İsa (a.s) da müslüman bir peygamberdi. Hepsinin geliş amacı aynıydı.

Her bir noktayı bir peygamber olarak algılayınız. Her zaman doğru yoldan sapanlar olmuştur.
Şeytanlar (minelcinnetivennas: Hem insanlardan hem de cinlerden şeytanlar vardır. Kötü insanlar da birer şeytandırlar) insanların doğru yoluna oturmuşlar hep onları saptırmak için çalışmaktadırlar. Peygamberler de bu sapıtan insanları büyük zorluklar altında doğru yola davet etmişlerdir). (Namazımızın her rekatinde deriz: İhdinassıratalmustakim (bizi doğru yoluna ilet (ihdina: bizi hidayet et/yönelt). İşte bu yola. Kendilerine nimetler verilmiş olan bütün peygamberlerin bu doğru yoluna (enamtealeyhim).

· Biz ona (insana) eğri ve doğru iki yol göstermedik mi? (90/Beled: 10)
· Biz ona (insana) yolu gösterdik. Artık ister şükreder, ister nankör olur. (76/İnsan: 3)
· Artık dileyen Rabbine giden yolu tutar. (76/İnsan: 29 78/Nebe: 39)

Yukarıda görüldüğü gibi her zaman şeytan ve arkadaşları insanları saptırmışlar ve bu sapan insanları tekrar doğru yola çağırmak için merhametli Allah (c.c), insanların kendi içlerinden onları doğru yola çağıracak elçiler görevlendirmiştir. Bu elçilerden hiçbirisi melek değildiler, Allah’ın oğlu veya kızı da değildiler. O (Allah), oğul yada kız edinmekten münezzehtir.
· Eğer yeryüzünde insanlar değil de melekler gezseydi, biz elbette melek peygamber gönderirdik. (17/95)

İSA (A.S):
İsa (a.s) Meryem (a.s)‘dan doğmuştur. Ona Kur’an’da Meryemoğlu İsa denir. O, bir mucize ve bir imtihan olarak babasız doğmuştur. Daha beşikteyken onda mucizevi haller belirmiş ve konuşmaya başlamıştır. Bu durum karşısında Yahudiler Meryem (a.s)‘a:
Bunu nereden kazandın?, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi‘ şeklinde iftiralar atmışlardır. Yahudilerden birisi olan Pavlus (Seul) ileride Hristiyan görünecek, Allah’a baba ve İsa (a.s)a’da Allah’ın oğludur diyerek tevhid dinini, yani o zamanki İslam’ı, İncil’in dinini içinden bozacaktır. 580 yıl sonra da Allah (c.c) Tevrat’ta ve İncil‘de müjdelediği kulu Muhammed (a.s)‘ı bozulan tevhid dinini tekrar düzeltmesi, tamamlaması, ihya etmesi ve ilahların birlenmesi için görevlendirecektir. Allah (CC) Kur“an ile nimetini (dinini) tamamlamıstır.

İslam’ı dışarıdan yıkamayacağını ve Kur’an’ı bozamayacağını anlayan İslam düşmanları müslümanların arasına da Pavlus‘lar sokmuşlar ve bu Pavlus’lar bol bol hadis ve hurafe uydurmuşlardır.

Çarmıha gerilen Tevhid İnancı
Şu ayetler okunmalı:
(2/Bakara: 87 3/Al-i İmran: 50-55,84 5/Maide: 46,72-75,109-111,115 61/Saf: 6 43/Zuhruf: 63-66 link74/Nisa: 157-158 9/Tovbe: 30-31 19/Meryem: 35 )

Ve Matta İncili’nden:
‘Kutsal Yasa’yı, ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmak için değil, tamamlamaya geldim.’ (Matta: 5:17)

Hz. İsa (a.s) da kendisinden önce gelen peygamberler gibi tevhid inancını getirdiğini, unutulan talimatları yenilemeye ve tekrarlamaya geldiğini söylüyordu. Hz. İsa, bütün tebliğ ve öğretilerinde tek bir Allah inancını anlattı. Her türlü bozulmaya, sapmaya ve zorbalığa karşı insanları uyararak Allah’ın rızasına uygun yaşamaya ve yalnız O’na ve O’nun indirdiklerine teslim olmaya çağırdı. Hz. İsa tebliğ görevini yerine getirmeğe başladığında sevgiden uzak, merhamet tanımaz, acımasız bir dünyanın insanları ile yüzyüze geldi. Hz. İsa sevgi ve şefkat getirdi. İnsanlara sevmesini öğretti. Bunun için Allah (cc) Kur’an’da en yaman düşmanların yahudilerle müşrikler olduğunu, müslümanlara sevgice ise en yakın olanların hristiyanlar oldugunu bildirmiştir. Kendilerini Tevrat’ın uygulayıcısı olduklarını iddia eden fakat gerçekte şekilcilikten ileri gidemeyen ve kendi yorumlarını din yerine koyan bir toplumun içerisinde tevhid mücadelesini vermeye çalıştı.
Theodor Zahn’a göre, M.S. 250’ye kadar İman’ın ilk şartı şuydu: ‘Allah’ü Teala’ya inanırım.’ En az bir asır sonra ‘Teala’dan önce ‘Baba’ kelimesi ilave edildi. Bir takım Kilise liderleri tarafından şiddetle muhalefet edildi buna. Piskopos Victor ve Yephysius’un bu müdaheleye karşı çıktığı bilinmektedir, çünkü, İlahi Kitaplar’a en ufak bir kelime ilave ve çıkarmasında bulunmanın düşünülemez bir saygısızlık olacağı inancındaydı onlar. Bu iki piskopos, Hz. İsa’yı ‘ilahi’ bir şahsiyet olarak görmeğe de karşıydılar. Hz. İsa’nın asli itikadında yer alan Allah’ın birliği inancı üzerinde önemle duruyorlar ve Hz. İsa’nın peygamber olmakla birlikte, bir beşer, fakat Rabbi tarafından çok sevilen bir beşer olduğunu te’yid ve ifade ediyorlardı. Kuzey Afrika ve Batı Asya’da ortaya çıkan Kiliselerin inancı da aynıydı ve bu inanç, bu bölgelerin Hristiyan halkının asırlar sonra İslam’ı kolayca kucaklamalarında önemli bir faktör oldu.

Hz İsa’nın ve İncil’in tevhid dinini kimler ve nasıl bozdular?
Paulus İsa’nın tanrılığı fikrinin tohumunu attı. Hristiyanlığın en büyük ilahiyatçısı (teolog) diye nitelendirilen Paulus, bugünkü Hristiyanlığın kurucusu olarak görülmektedir. Günümüz Kitab-ı Mukaddes bilginlerinin geneline göre bugünkü Hristiyanlık İsa’nın getirdiği prensiplerden çok, Paulus’un yorumlarıdır. Paulus’un telkinleri Tanrı’yı değil, İsa Mesih’i merkez almıştır. Nitekim Paulus’un İsa’nın doğumu, hayatı ve faaliyetleriyle ilgilenmediği yazmış olduğu mektuplarda görülmektedir. Paulus’un odak noktası İsa’nın haça gerilmesi ve tekrar dirilmesidir. Paulus’un niyetinin kötü olduğu buradan da bellidir. İsa’nın babasız doğduğuna yahudiler zaten inanmamışlardır. Yahudi Paulus bu konu üzerinde neden dursun? İsa (a.s.) tevhid dini İslam’ı anlattı. Yahudilerin tevhidle araları zaten iyi değil. Hristiyanların İsa’ya Allah’ın oğlu dedikleri gibi Yahudiler de daha önce Üzeyir Allah’ın oğludur demiişlerdi. Allah’ın peygamberlerini öldürenler, onlara eziyet edenler yine onlar değil miydi? Yahudi paulus İsa’nın misyonuyla, mesajıyla neden ilgilensin? Onun gayesi İsa’nın dinini içinden yıkmaktı ve yıktı da.

Teslis
Şimdiki Hristiyanlar üçlü teslise inanırlar. Yani Allah 3 şeyin bir araya gelmesiyle oluşur, her biri Allah’tır, fakat Allah yine de birdir diyerek kendi içinde apaçık çelişkili bir şeye inanırlar.

Vater (Baba), Sohn (Oğul), Heiliger Geist (Kutsal Ruh)
Okunmalı: (4/171-171)
Nisa: 171- Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi, Meryem'e atmış olduğu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

Okunmalı: (5/Maide: 116-119)
116- Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!".
117- "Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.
118- "Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin".
119- Allah buyurdu ki: "Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.

Hristiyanların 3’lü teslisi bilinirken ve hatta ayette ‘Allah üçtür demeyin’ denilirken bu ayette neden beni ve annemi (İsa’yı ve annesi Meryem’i) iki ilah edinin diye sen mi dedin denmektedir?

Hiç düşündünüz mü?
Çünkü: Hristiyanlar üçlü teslise inanıyorlar, fakat 3’lü teslisin sadece 2 parçasının heykelini yapmışlardır ve dualarında bunları aracı etmektedirler, onlardan şefaat (yardım/kurtuluş) istemektedirler. Allah’ın ve kutsal ruhun heykeli yoktur, İsa ve Meryem’in heykelleri vardır. Yani ilahlaştırılan şeylerin heykelleri yapılmaktadır. İsa ve meryem ilahlaştırılmış, onların heykelleri (putları) yapılmıştır.

Kur’an Meryem’i teslisin bir unsuru saymaz. Kur’an’da (4/171 5/73) teslisin şekli ve bu üç unsurun neler olduğundan bahsedilmez. Maide 116’da ise İsa’nın ve Meryem’in Hristiyanlarca Tanrı sayıldığı belirtilir. Meryem’i tanrılaştırmak başka, onu teslise katmak başkadır.
Hristiyan teslisi: Vater (Baba), Sohn (Oğul), Heiliger Geist (Kutsal Ruh)
Kur’an üçüncü olarak Meryem’i sayar.

Şöyle rivayetler vardır: ‘Arabistan’da böyle bir teslis ileri süren bir mezhep vardı, sonradan kayboldu; Kur’an, o mezhebi kasdetmektedir.’ Hristiyan tarihinde, az da olsa, Meryem’i açıkça tanrılaştıran Collyrideiens gibi gruplar varolmuştur. Bu fırkanın dördüncü asırda Arabistan’da çıkıp sonradan kaybolduğu söylenir. Wellhausen’en Leibzig baskılı ‘Reste des Arabischen Heidentums’ adlı kitabında yazdığına göre, eskiden Uzza’ya tapan Suriye’deki araplar Hristiyan olduktan sonra, onu Tanrıça Meryem’e tapınma şeklinde devam ettirdiler. Efes Konsili’nden sonra Meryem, Tanrı’nın annesi (Tanrı olan İsa’!nın annesi) olarak tanınır. Ayrıca Meryem’e yapılan duaları Tanrının kabul edeceği inancı da Hristiyanlarda vardır. (Kur’an’da Uluhiyyet, Prof. Dr. Suat Yıldırım).

Meryem’e tapınma, İsa’nın anasına ‘Tanrı’nın anası ünvanını veren Efes Konsili’nin kararıyla (431) yaygınlaştı. 5. y.y. ile 7. y.y. arasında Doğuda olduğu kadar Batı’da da bakire Meryem adına yortular çoğaldı. Ortaçağda Meryem için sayısız kiliseler, Katedraller, tapınaklar yapıldı (Büyük Laurousse).

Hristiyanlar Meryem’e Tanrı’nın anası derler. İsa’yı ise Tanrı’nın insan bedenine bürünmüş, insan olarak görünmüş şekli kabul ederler.

M.S. 325’tedir ki Teslis (üç ilah) inancı, asıl Hristiyanlık inancı olarak resmen kabul edildi. O zaman bile, buna imza atanlardan bazıları, gerçekte Teslis’e inanıyor değillerdi. Her şeyden önce, kabul edilen ‘Kanonik İnciller’de bile bunu destekleyici birşey bulmak yok denecek kadar zordu. Bu inancın babası sayılan Athanasius bile teslisin hakikatı mevzuunda emin değildi.
Hz. İsa’nın tebliğ ettiği saf itikadın, neticede çok tanrılı bir Hristiyanlığa varacak şekilde tahrifi, her zaman ciddi muhalefet görmüştür. Kuzey Afrika Hristiyanlığı’nın liderlerinden olan Arius, dahaTeslis itikadının Hristiyanlığın ana inanç esası olarak kabul ve ilan edildiği tarih olan 325’te Konstantin ve Katolik Kilsesi’nin birleşik gücüne meydan okumuş ve onlara Hz. İsa’nın Allah’ın birliğini (Tevhidi) sürekli tasdik, tebliğ ve ilan eden bir peygamber olduğunu hatırlatmıştır. Buna karşılık Konstantin, bir Allah inancına sahip olan halkı emrindeki bütün güçlerle ve acımasızca ezmeğe çalışmışsa da bunda muvaffak olamamıştır. Tarihin garip cilvelerindendir ki bizzat Konstantin bir muvahhid (birleyen) olarak ölmüş olmakla birlikte, Teslis, giderek Avrupa Hristiyanlığı’nın resmi inanç esası olmuştur.

Asli Günah (Miras Günah) Meselesi.
Tanrı’nın merhameti sebebiyle oğlunu insanlara yollayıp onu feda etmesi motifi çok yaygındır. Yunanistan’da Zeus’un oğlu Dionysos, Mısır’da yer ve gök Tanrısının oğlu Oziris, Fenike’de Ba’al’ın oğlu Alein buna örnek verilebilir. Çile çekip ölen Tanrılar arasında Herakles, Babil’li Temmuz, Frigyalı Attis, Suriye’li Adonis, İran’lı Mitra gibi orta-Şarka ait isimleri de görüyoruz. Bu inanç orta-Amerika sakinlerince de benimsenmişti. (Bakınız: Der gefälschte Glaube - Die wahren Hintergründe der kirchlichen Lehren-, Karlheinz Deschner, ‘das Dogma von Gottheit Christi’ bölümü).

Bu itikad putperestlikten Hristiyanlığa geçmiştir. Hinduizm’in de aynı itikadı paylaştığını görmekteyiz. Hinduizm’de de insanlığın ezeli günahından ve bunun kaldırılması için babasız dünyaya gelen Krişna’nın kendisini feda ettiğinden söz edilir. Arada büyük benzerlikler vardır. Nasıl ki hinduizmden, şamanizmden, budizmden vs. İslam’a tasavvufçular kanalıyla çok batıl inançlar ve şirkler sokuldu, aynen bunun gibi daha önce de İsa’nın tevhid dinine de sokulmuştu. Krişna asılırken başında altından bir taç bulunduğu söylenir. İsa’nın başında ise dikenden bir taç vardı. İsa’da Krişna gibi elleri ve ayakları çivilenerek asılmıştır (diyorlar!).

Hz. İsa Çarmıha gerildi mi?
Kur’an Hz. İsa’yı öldürmek isteyenlerin onu öldürmediklerini aksine onlara benzerinin gösterildiğinden bahseder. Ve İsa’yı öldürmek isteyenlerin bu konuda şüpheye düştüklerini söyler. (4/Nisa: 157) (Kreuzigung bezweifelt. WAZ. Mi 7.8.1994). (Zaten İncil’de de kral onda bir suç görmediğini, onu asamayacağını defalarca belirtmesine rağmen Yahudiler İsa’nın asılmasında ısrar ediyorlardı. Kral da herhalde idam edilmesi gereken İsa’ya benzeyen ve zaten idam edilmesi gereken birisini gece asmış olmalı ki Yahudiler onu İsa zannettiler. Yine bazı rivayetlere göre Meryem (a.s) oğlunun asılmadığını asılan adamın karnından anlamış. Yani bu adamın karnı İsa (a.s)’ın karnına benzemiyormuş. Bunu en iyi o çocuğu doğuran ana bilir. Allah (c.c) İsa’yı kurtardı ve ondan sonra nerelerde yaşadığı ve nerede öldüğü belli değildir. Bazı hristiyan gruplara göre Hindistan’a gittiği, oralarda evlenip çoluk çocuk sahibi olduğuna da inanılmaktadır. Doğrusunu Allah bilir.

İsa’nın çarmıha gerildiğinin tarihi bir gerçek olduğunu savunan Hristiyanlar, Kur’an’ın gerçeği yansıtmadığını müsait ortamlarda gündeme getirirler. Halbuki İsa’nın çarmıha gerildiğini Hristiyan mezhepler arasında bile kabul etmeyenler olmuştur.

Bu gün ise, bırakın Hz. İsa’nın çarmıha gerilip gerilmediği tartışmasını, onun bir tarihi kişilik mi yoksa bir mit mi olduğu tartışma konusu yapılmaktadır. Ayrıca İsa Mesih’in çarmıha gerildikten sonra ölmeyip (çarmıha gerilen insan hemen ölmüyor, ölmesi 1-4 gün arasında değişebiliyordu) yaşadığı da tartışılmaktadır. Nitekim geçtiğimiz aylarda bu ve benzer konulara cevap mahiyetinde Hristiyanlar tarafından bir kitap yayınlanmıştır. (Jesus -Essener, Guru, Esoteriker?- Joachim Finger, Matthias-Grünewald-Verlag, Mainz).

İsa’nın çarmıha gerilmesini kabul etmeyen Hristiyan mezhepleri de vardır. Cerinthi ve Tatianos mezhebinde olanlar asılmayı kabul etmezler. Tatianos, şarap içmeyi haram saydığı için Hristiyanlar onu sapık saymışlardır. Hristiyanlar, bu günkü dört İncil’e aykırı düşen İncil nüshalarını ve risalelerini okumayı haram saymışlar ve onları yakmışlardır. Fakat Barnaba İncili gibi yakılmadan kurtulan nüshalar da olmuştur. Belki öteki yakılan nüshalar da çarmıha gerilmeyi kabul etmiyorlardı.

Kur’an’ın Ehli Kitaba ökümenik (evrensel) çağrısı:
Kur’an-ı Kerim bütün Ehl-i Kitaba ökumenik (evrensel) bir çağrı yapar ve derki:
‘Bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim. O’na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız diğer bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.’ Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: ‘Şahid olun biz gerçekten müslümanlarız.’ (3/Al-i İmran: 64)

Yakın bir zamanda Alman Parlamentosuna CDU milletvekilleri ‘Leitkultur (öncü kültür) Christentum (Hristiyanlık)’ olsun diye bir önerge verdiler. Müslümanların böyle bir şeyi kabul etmesi mümkün değildir. Öncü kültür diye bir şey kabul edilecekse bu İslam olmalıdır. Çünkü İslam onların bozulan dinlerini düzeltmek için gönderilmiştir. İsa (a.s) mesajını tamamlayamadı. Bundan dolayı da çok üzüldü. Fakat onun bir tesellisi vardı. O da, ileride ismi Muhammed (övülen) olan bir peygamberin gelecek olmasıydı ve öyle oldu.

İslam öncü kültür kabul edilmeyecek olursa biz müslümanlara düşen ‘leküm diniküm ve liye din’ (sizin dininiz size bizim dinimiz bize) demek olmalıdır.
* * * * *
24.11.2000 Islamisches Dialogzentrum semineri, "Kur’an Fihristi" eserini yazan
Recep Aykan
recepaykan@otelo-online.de
**********************
Bakara-87- Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'l-Kudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?

Ali Imran-50- "Önümdeki Tevrat'i dogrulayici olarak ve size haram kilinan bazi seyleri helal kilmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafindan size bir mucize getirdim. Artik Allah'tan korkun da bana uyun".
51- "Süphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! Iste bu, dogru yoldur".
52- Isa onlarin inkârlarini hissedince: "Allah yolunda yardimcilarim kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardimcilar biziz. Allah'a iman ettik. Sahit ol ki, biz muhakkak müslümanlariz." dediler.
53- Ey Rabbimiz, senin indirdigine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artik bizi sahidlerle beraber yaz.
54- Onlar hileye basvurdular, Allah da onlarin tuzagini bosa çikardi. Allah hileleri bosa çikaranlarin en hayirlisidir.
55- O zaman Allah söyle dedi: "Ey Isa, süphesiz ki seni öldürecegim, seni kendime yükseltecegim ve seni inkârcilardan temizleyecegim. Hem sana uyanlari, kiyamete kadar o küfredenlerin üstünde tutacagim. Sonra dönüsünüz banadir, ayriliga düstügünüz hususlarda aranizda hükmedecegim".
84- De ki: "Allah'a, bize indirilen (Kur'ân)e, Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a ve torunlarina indirilene, Musa'ya, Isa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandik. Onlarin arasinda hiçbir fark gözetmeyiz, biz O'na teslim olmuslariz".
Maide-46- O peygamberlerin ardindan, yanlarindaki Tevrat'i dogrulayici olarak Meryemoglu Isa'yi gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat'i tasdik eden ve Allah'dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir ögüt olan Incil'i verdik.
72- Andolsun, "Allah, Meryem'in oglu Mesih'tir" diyenler elbette kâfir olmuslardir. Oysa Mesih onlara: "Ey Israilogullari, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Kim Allah'a ortak kosarsa, süphesiz Allah ona cenneti haram kilmistir ve onun varacagi yer cehenemdir. Zalimlerin yardimcilari da yoktur" demisti.
73- "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kâfir olmuslardir. Oysa tek ilâhtan baska ilâh yoktur. Eger söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere aci bir azap dokunacaktir.
74- Hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mi? Allah çok bagislayandir, çok merhamet edendir.
75- Meryem'in oglu Mesih (Isa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmistir. Anasi da dosdogru bir kadindir. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasil açikliyoruz. Sonra yine bak nasil yüz çeviriyorlar!
109- Allah, Resulleri topladigi gün:" Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalniz sensin, sen!".
110 - Allah söyle diyecektir: "Ey Meryemoglu Isa! Sana ve annene olan nimetimi hatirla! Hani seni Rûhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemistim. Besikteyken ve kemâle ermisken insanlarla konusuyordun. Sana yaziyi, hikmeti, Tevrat'i ve Incil'i ögretmistim. Iznimle çamurdan kus seklinde bir sey yapmis ve ona üflemistin, o da iznimle kus olmustu. Anadan dogma kör olani ve alaca hastaligina yakalanmis kimseyi iznimle iyilestirmistin. Ölüleri iznimle (hayata) çikarmistin. Israilogullari'na âyetlerle geldigin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçik bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumustum.
111- Hani Havarilere: " Bana ve Resulüme iman edin" diye ilham etmistim. Onlar da: "Iman ettik, bizim süphesiz müslümanlar oldugumuza sahit ol" demislerdi.
112- Havariler:" Ey Meryemoglu Isa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" dediler. Isa da: "Inaniyorsaniz Allah'tan korkun" dedi.
113- Havâriler: "Istiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatissin, senin bize dogru söyledigini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalim" dediler.
114- Meryemoglu Isa da: "Allah'im, Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi riziklandir, sen rizik verenlerin en hayirlisisin!" dedi.
115- Allah buyurdu ki:" Ben onu size indirecegim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, ben ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacagim bir azabi yaparim".
116- Ve Allah demisti ki: "Ey Meryemoglu Isa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan baska iki tanri edinin' dedin?". "Hâsâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birseyi söylemem bana yakismaz. Eger demis olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olani bilirsin, ben ise senin nefsinde olani bilmem, çünkü gayblari bilen yalniz sensin, sen!".
117- "Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarinda oldugum müddetçe onlara sahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onlari gözetleyen
yalniz sen oldun. Sen herseyi görensin.
118- "Eger onlara azab edersen, onlar senin kullarindir, eger onlari bagislarsan, süphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin".
119- Allah buyurdu ki: "Bu, sadiklara dogruluklarinin fayda sagladigi gündür. Onlar için altlarindan irmaklar akan, içinde ebedî kalacaklari cennetler vardir". Allah onlardan razi olmus, onlar da O'ndan razi olmuslardir. Iste büyük kurtulus budur.
120- Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herseyin mülkü Allah'indir. O herseye kâdirdir.

Saf-6- Meryem oglu Isa da: "Ey Israilogullari! ben size Allah'in elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'i dogrulayici ve benden sonra gelecek Ahmed adinda bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demisti. Fakat onlara apaçik delillerle gelince "Bu, apaçik bir büyüdür." dediler.

Zuhruf-63- Isâ mucizelerle indigi zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkinda ihtilâfa düstügünüz seylerin bir kismini size açiklamak için geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin.
64- Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tir. Öyle ise O'na kulluk edin. Bu dogru bir yoldur.
65- Fakat aralarindan çikan gruplar, Isâ hakkinda ihtilâfa düstüler. Aci bir günün azâbindan dolayi vay zulmedenlerin hâline!
66- Onlar kendileri farkina varmadan ansizin kiyâmetin baslarina gelmesini mi bekliyorlar?

Nisa:157- Bir de "Biz Allah'in peygamberi Meryem oglu Isa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astilar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara Isa gibi gösterildi. Onun hakkinda anlasmazliga düsenler, ondan yana tam bir kusku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.
158- Fakat Allah onu kendisine yükseltmistir. Allah, aziz (daima üstün)dir, hikmet sahibidir.

Tovbe-30- Yahudiler, "Uzeyir Allah'in oglu" dediler, Hiristiyanlar da "Mesih Allah'in oglu", dediler. Bu onlarin kendi agizlariyla uydurduklari sözlerdir. Daha önce inkâra sapmis olanlarin sözlerine benzetiyorlar. Allah onlari kahretsin, nasil da saptiriyorlar!
31- Onlar, Allah'dan baska bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oglu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuslardi. Allah'dan baska hiçbir ilâh yoktur. O, müsriklerin ortak kostugu seylerden de münezzehtir.

Meryem: 30- (Allah'in bir mucizesi olarak Isa söyle) dedi: "Süphesiz ben Allah'in kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yapti."

Hz. İsa (a.s) ve Tevhid (Monoteizm)
Giriş:

İsa (a.s) ve onun monoteizm mücadelesine geçmeden önce bütün peygamberlerin geliş gayesine kısaca değinmek istiyorum.

Kurana göre bütün peygamberler müslümandırlar(Allahın ayetlerine ortak monoteist mesajına teslim olmuşlardır.).

İsa (a.s) da müslüman bir peygamberdi. Hepsinin geliş amacı aynıydı.
Her bir noktayı bir peygamber olarak algılayınız. Her zaman doğru yoldan sapanlar olmuştur.

Şeytanlar (minelcinnetivennas: Hem insanlardan hem de cinlerden şeytanlar vardır. Kötü insanlar da birer şeytandırlar) insanların doğru yoluna oturmuşlar hep onları saptırmak için çalışmaktadırlar.

Peygamberler de bu sapıtan insanları büyük zorluklar altında doğru yola davet etmişlerdir). (Namazımızın her rekatinde deriz: İhdinassıratalmustakim (bizi doğru yoluna ilet (ihdina: bizi hidayet et/yönelt). İşte bu yola. Kendilerine nimetler verilmiş olan bütün peygamberlerin bu doğru yoluna (enamtealeyhim).

· Biz ona (insana) eğri ve doğru iki yol göstermedik mi? (90/Beled: 10)

· Biz ona (insana) yolu gösterdik. Artık ister şükreder, ister nankör olur. (76/İnsan: 3)

· Artık dileyen Rabbine giden yolu tutar. (76/İnsan: 29 78/Nebe: 39)

Yukarıda görüldüğü gibi her zaman şeytan ve arkadaşları insanları saptırmışlar ve bu sapan insanları tekrar doğru yola çağırmak için merhametli Allah (c.c), insanların kendi içlerinden onları doğru yola çağıracak elçiler görevlendirmiştir.

Bu elçilerden hiçbirisi melek değildiler, Allah’ın oğlu veya kızı da değildiler. O (Allah), oğul yada kız edinmekten münezzehtir.

· Eğer yeryüzünde insanlar değil de melekler gezseydi, biz elbette melek peygamber gönderirdik. (17/95)


İSA (A.S):

İsa (a.s) Meryem (a.s)‘dan doğmuştur. Ona Kur’an’da Meryemoğlu İsa denir. O, bir mucize ve bir imtihan olarak babasız doğmuştur. Daha beşikteyken onda mucizevi haller belirmiş ve konuşmaya başlamıştır.

Bu durum karşısında Yahudiler Meryem (a.s)‘a:
Bunu nereden kazandın?, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi‘ şeklinde iftiralar atmışlardır.

Yahudilerden birisi olan Pavlus (Seul) ileride Hristiyan görünecek, Allah’a baba ve İsa (a.s)a’da Allah’ın oğludur diyerek tevhid dinini, yani o zamanki İslam’ı, İncil’in dinini içinden bozacaktır.

580 yıl sonra da Allah (c.c) Tevrat’ta ve İncil‘de müjdelediği kulu Muhammed (a.s)‘ı bozulan tevhid dinini tekrar düzeltmesi, tamamlaması, ihya etmesi ve ilahların birlenmesi için görevlendirecektir. Allah (CC) Kur“an ile nimetini (dinini) tamamlamıstır.

İslam’ı dışarıdan yıkamayacağını ve Kur’an’ı bozamayacağını anlayan İslam düşmanları müslümanların arasına da Pavlus‘lar sokmuşlar ve bu Pavlus’lar bol bol hadis ve hurafe uydurmuşlardır.

Çarmıha gerilen Monoteizm İnancı

Şu ayetler okunmalı:

(2/Bakara: 87 3/Al-i İmran: 50-55,84 5/Maide: 46,72-75,109-111,115 61/Saf: 6 43/Zuhruf: 63-66 link74/Nisa: 157-158 9/Tovbe: 30-31 19/Meryem: 35 )

Ve Matta İncili’nden:

‘Kutsal Yasayı, ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmak için değil, tamamlamaya geldim.’ (Matta: 5:17)

Hz. İsa (a.s) da kendisinden önce gelen peygamberler gibi tevhid inancını getirdiğini, unutulan talimatları yenilemeye ve tekrarlamaya geldiğini söylüyordu.

Hz. İsa, bütün tebliğ ve öğretilerinde tek bir Allah inancını anlattı. Her türlü bozulmaya, sapmaya ve zorbalığa karşı insanları uyararak Allah’ın rızasına uygun yaşamaya ve yalnız O’na ve O’nun indirdiklerine teslim olmaya çağırdı. Hz. İsa tebliğ görevini yerine getirmeğe başladığında sevgiden uzak, merhamet tanımaz, acımasız bir dünyanın insanları ile yüzyüze geldi.

Hz. İsa sevgi ve şefkat getirdi. İnsanlara sevmesini öğretti. Bunun için Allah (cc) Kur’an’da en yaman düşmanların yahudilerle müşrikler olduğunu, müslümanlara sevgice ise en yakın olanların hristiyanlar oldugunu bildirmiştir.

Kendilerini Tevratın uygulayıcısı olduklarını iddia eden fakat gerçekte şekilcilikten ileri gidemeyen ve kendi yorumlarını din yerine koyan bir toplumun içerisinde tevhid mücadelesini vermeye çalıştı.

Theodor Zahn’a göre, M.S. 250’ye kadar İmanın ilk şartı şuydu: Allah ü Teala ya inanırım. En az bir asır sonra ‘Teala’dan önce Baba kelimesi ilave edildi. Bir takım Kilise liderleri tarafından şiddetle muhalefet edildi buna.

Piskopos Victor ve Yephysius’un bu müdaheleye karşı çıktığı bilinmektedir, çünkü, İlahi Kitaplar’a en ufak bir kelime ilave ve çıkarmasında bulunmanın düşünülemez bir saygısızlık olacağı inancındaydı onlar.

Bu iki piskopos, Hz. İsa’yı ‘ilahi’ bir şahsiyet olarak görmeye de karşıydılar. Hz. İsa’nın asli itikadında yer alan Allah’ın birliği inancı üzerinde önemle duruyorlar ve Hz. İsa’nın peygamber olmakla birlikte, bir beşer, fakat Rabbi tarafından çok sevilen bir beşer olduğunu te’yid ve ifade ediyorlardı.

Kuzey Afrika ve Batı Asya’da ortaya çıkan Kiliselerin inancı da aynıydı ve bu inanç, bu bölgelerin Hristiyan halkının asırlar sonra İslam’ı kolayca kucaklamalarında önemli bir faktör oldu.

Hz İsa’nın ve İncil’in Monoteist tevhid dinini kimler ve nasıl bozdular?

Paulus İsa’nın tanrılığı fikrinin tohumunu attı. Hristiyanlığın en büyük ilahiyatçısı (teolog) diye nitelendirilen Paulus, bugünkü Hristiyanlığın kurucusu olarak görülmektedir.

Günümüz Kitab-ı Mukaddes bilginlerinin geneline göre bugünkü Hristiyanlık İsa’nın getirdiği prensiplerden çok, Paulus’un yorumlarıdır. Paulus’un telkinleri Tanrı’yı değil, İsa Mesih’i merkez almıştır. Nitekim Paulus’un İsa’nın doğumu, hayatı ve faaliyetleriyle ilgilenmediği yazmış olduğu mektuplarda görülmektedir. Paulus’un odak noktası İsa’nın haça gerilmesi ve tekrar dirilmesidir. Paulus’un niyetinin kötü olduğu buradan da bellidir.

İsa’nın babasız doğduğuna yahudiler zaten inanmamışlardır. Yahudi Paulus bu konu üzerinde neden dursun? İsa (a.s.) tevhid dini İslam’ı anlattı. Yahudilerin tevhidle araları zaten iyi değil. Hristiyanların İsa’ya Allah’ın oğlu dedikleri gibi Yahudiler de daha önce Üzeyir (Ezra) Allah’ın oğludur demişlerdi. Allah’ın peygamberlerini öldürenler, onlara eziyet edenler yine onlar değil miydi?

Yahudi paulus İsa’nın misyonuyla, mesajıyla neden ilgilensin? Onun gayesi İsa’nın dinini içinden yıkmaktı ve yıktı da.

Teslis

Şimdiki Hristiyanlar üçlü teslise inanırlar. Yani Allah 3 şeyin bir araya gelmesiyle oluşur, her biri Allah’tır, fakat Allah yine de birdir diyerek kendi içinde apaçık çelişkili bir şeye inanırlar.

Vater (Baba), Sohn (Oğul), Heiliger Geist (Kutsal Ruh)

Okunmalı: (4/171-171)
Nisa: 171- Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi, Meryem'e atmış olduğu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

Okunmalı: (5/Maide: 116-119)
116- Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!".
117- "Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.
118- "Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin".
119- Allah buyurdu ki: "Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.

Hristiyanların 3’lü teslisi bilinirken ve hatta ayette ‘Allah üçtür demeyin’ denilirken bu ayette neden beni ve annemi (İsa’yı ve annesi Meryem’i) iki ilah edinin diye sen mi dedin denmektedir? Hiç düşündünüz mü?

Çünkü: Hristiyanlar üçlü teslise inanıyorlar, fakat 3’lü teslisin sadece 2 parçasının heykelini yapmışlardır ve dualarında bunları aracı etmektedirler, onlardan şefaat (yardım/kurtuluş) istemektedirler.

Allah’ın ve kutsal ruhun heykeli yoktur, İsa ve Meryem’in heykelleri vardır. Yani ilahlaştırılan şeylerin heykelleri yapılmaktadır. İsa ve meryem ilahlaştırılmış, onların heykelleri (putları) yapılmıştır.

Kur’an Meryem’i teslisin bir unsuru saymaz. Kur’an’da (4/171 5/73) teslisin şekli ve bu üç unsurun neler olduğundan bahsedilmez. Maide 116’da ise İsa’nın ve Meryem’in Hristiyanlarca Tanrı sayıldığı belirtilir. Meryem’i tanrılaştırmak başka, onu teslise katmak başkadır.
Hristiyan teslisi:

Vater (Baba), Sohn (Oğul), Heiliger Geist (Kutsal Ruh)

Kur’an üçüncü olarak Meryem’i sayar.
Şöyle rivayetler vardır: ‘Arabistan’da böyle bir teslis ileri süren bir mezhep vardı, sonradan kayboldu; Kur’an, o mezhebi kasdetmektedir.’ Hristiyan tarihinde, az da olsa, Meryem’i açıkça tanrılaştıran Collyrideiens gibi gruplar varolmuştur. Bu fırkanın dördüncü asırda Arabistan’da çıkıp sonradan kaybolduğu söylenir. Wellhausen’en Leibzig baskılı ‘Reste des Arabischen Heidentums’ adlı kitabında yazdığına göre, eskiden Uzza’ya tapan Suriye’deki araplar Hristiyan olduktan sonra, onu Tanrıça Meryem’e tapınma şeklinde devam ettirdiler. Efes Konsili’nden sonra Meryem, Tanrı’nın annesi (Tanrı olan İsa’!nın annesi) olarak tanınır.

Ayrıca Meryem’e yapılan duaları Tanrının kabul edeceği inancı da Hristiyanlarda vardır. (Kur’an’da Uluhiyyet, Prof. Dr. Suat Yıldırım).

Meryem’e tapınma, İsa’nın anasına ‘Tanrı’nın anası ünvanını veren Efes Konsili’nin kararıyla (431) yaygınlaştı. 5. y.y. ile 7. y.y. arasında Doğuda olduğu kadar Batı’da da bakire Meryem adına yortular çoğaldı. Ortaçağda Meryem için sayısız kiliseler, Katedraller, tapınaklar yapıldı (Büyük Laurousse).

Hristiyanlar Meryem’e Tanrı’nın anası derler. İsa’yı ise Tanrı’nın insan bedenine bürünmüş, insan olarak görünmüş şekli kabul ederler.

M.S. 325’tedir ki Teslis (üç ilah) inancı, asıl Hristiyanlık inancı olarak resmen kabul edildi. O zaman bile, buna imza atanlardan bazıları, gerçekte Teslis’e inanıyor değillerdi. Her şeyden önce, kabul edilen ‘Kanonik İnciller’de bile bunu destekleyici birşey bulmak yok denecek kadar zordu. Bu inancın babası sayılan Athanasius bile teslisin hakikatı mevzuunda emin değildi.

Hz. İsa’nın tebliğ ettiği saf itikadın, neticede çok tanrılı bir Hristiyanlığa varacak şekilde tahrifi, her zaman ciddi muhalefet görmüştür.

Kuzey Afrika Hristiyanlığı’nın liderlerinden olan Arius, dahaTeslis itikadının Hristiyanlığın ana inanç esası olarak kabul ve ilan edildiği tarih olan 325’te Konstantin ve Katolik Kilsesi’nin birleşik gücüne meydan okumuş ve onlara Hz. İsa’nın Allah’ın birliğini (Tevhidi) sürekli tasdik, tebliğ ve ilan eden bir peygamber olduğunu hatırlatmıştır.

Buna karşılık Konstantin, bir Allah inancına sahip olan halkı emrindeki bütün güçlerle ve acımasızca ezmeğe çalışmışsa da bunda muvaffak olamamıştır. Tarihin garip cilvelerindendir ki bizzat Konstantin bir muvahhid (birleyen) olarak ölmüş olmakla birlikte, Teslis, giderek Avrupa Hristiyanlığı’nın resmi inanç esası olmuştur.
Asli Günah (Miras Günah) Meselesi.

Tanrı’nın merhameti sebebiyle oğlunu insanlara yollayıp onu feda etmesi motifi çok yaygındır. Yunanistan’da Zeus’un oğlu Dionysos, Mısır’da yer ve gök Tanrısının oğlu Oziris, Fenike’de Ba’al’ın oğlu Alein buna örnek verilebilir. Çile çekip ölen Tanrılar arasında Herakles, Babil’li Temmuz, Frigyalı Attis, Suriye’li Adonis, İran’lı Mitra gibi orta-Şarka ait isimleri de görüyoruz. Bu inanç orta-Amerika sakinlerince de benimsenmişti.

(Bakınız: Der gefälschte Glaube - Die wahren Hintergründe der kirchlichen Lehren-, Karlheinz Deschner, ‘das Dogma von Gottheit Christi’ bölümü).

Bu itikad putperestlikten Hristiyanlığa geçmiştir. Hinduizm’in de aynı itikadı paylaştığını görmekteyiz. Hinduizm’de de insanlığın ezeli günahından ve bunun kaldırılması için babasız dünyaya gelen Krişna’nın kendisini feda ettiğinden söz edilir.

Arada büyük benzerlikler vardır. Nasıl ki hinduizmden, şamanizmden, budizmden vs. İslam’a tasavvufçular kanalıyla çok batıl inançlar ve şirkler sokuldu, aynen bunun gibi daha önce de İsa’nın tevhid dinine de sokulmuştu.

Krişna asılırken başında altından bir taç bulunduğu söylenir. İsa’nın başında ise dikenden bir taç vardı. İsa’da Krişna gibi elleri ve ayakları çivilenerek asılmıştır (diyorlar!).

Hz. İsa Çarmıha gerildi mi?

Kur’an Hz. İsa’yı öldürmek isteyenlerin onu öldürmediklerini aksine onlara benzerinin gösterildiğinden bahseder. Ve İsa’yı öldürmek isteyenlerin bu konuda şüpheye düştüklerini söyler. (4/Nisa: 157)

(Kreuzigung bezweifelt. WAZ. Mi 7.8.1994). (Zaten İncil’de de kral onda bir suç görmediğini, onu asamayacağını defalarca belirtmesine rağmen Yahudiler İsa’nın asılmasında ısrar ediyorlardı.

Kral da herhalde idam edilmesi gereken İsa’ya benzeyen ve zaten idam edilmesi gereken birisini gece asmış olmalı ki Yahudiler onu İsa zannettiler.

Yine bazı rivayetlere göre Meryem (a.s) oğlunun asılmadığını asılan adamın karnından anlamış. Yani bu adamın karnı İsa (a.s)’ın karnına benzemiyormuş. Bunu en iyi o çocuğu doğuran ana bilir.

Allah (c.c) İsa’yı kurtardı ve ondan sonra nerelerde yaşadığı ve nerede öldüğü belli değildir.

Bazı hristiyan gruplara göre Hindistan’a gittiği, oralarda evlenip çoluk çocuk sahibi olduğuna da inanılmaktadır. Doğrusunu Allah bilir.

İsanın çarmıha gerildiğinin tarihi bir gerçek olduğunu savunan Hristiyanlar, Kur’an’ın gerçeği yansıtmadığını müsait ortamlarda gündeme getirirler. Halbuki İsa’nın çarmıha gerildiğini Hristiyan mezhepler arasında bile kabul etmeyenler olmuştur.

Bu gün ise, bırakın Hz. İsa’nın çarmıha gerilip gerilmediği tartışmasını, onun bir tarihi kişilik mi yoksa bir mit mi olduğu tartışma konusu yapılmaktadır. Ayrıca İsa Mesih’in çarmıha gerildikten sonra ölmeyip (çarmıha gerilen insan hemen ölmüyor, ölmesi 1-4 gün arasında değişebiliyordu) yaşadığı da tartışılmaktadır.

Nitekim geçtiğimiz aylarda bu ve benzer konulara cevap mahiyetinde Hristiyanlar tarafından bir kitap yayınlanmıştır. (Jesus -Essener, Guru, Esoteriker?- Joachim Finger, Matthias-Grünewald-Verlag, Mainz).

İsa’nın çarmıha gerilmesini kabul etmeyen Hristiyan mezhepleri de vardır. Cerinthi ve Tatianos mezhebinde olanlar asılmayı kabul etmezler. Tatianos, şarap içmeyi haram saydığı için Hristiyanlar onu sapık saymışlardır. Hristiyanlar, bu günkü dört İncil’e aykırı düşen İncil nüshalarını ve risalelerini okumayı haram saymışlar ve onları yakmışlardır. Fakat Barnaba İncili gibi yakılmadan kurtulan nüshalar da olmuştur. Belki öteki yakılan nüshalar da çarmıha gerilmeyi kabul etmiyorlardı.

Kur’an’ın Ehli Kitaba ökümenik (evrensel) çağrısı:

Kur’an-ı Kerim bütün Ehl-i Kitaba ökumenik (evrensel) bir çağrı yapar ve der ki:

‘Bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide, monoteizme) gelin. Allahtan başkasına kulluk etmeyelim. O’na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız diğer bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.’ Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: ‘Şahid olun biz gerçekten müslümanlarız.’ (3/Al-i İmran: 64)

Yakın bir zamanda Alman Parlamentosuna CDU milletvekilleri ‘Leitkultur (öncü kültür) Christentum (Hristiyanlık)’ olsun diye bir önerge verdiler. Müslümanların böyle bir şeyi kabul etmesi mümkün değildir. Öncü kültür diye bir şey kabul edilecekse bu İslam olmalıdır.

Çünkü İslam onların bozulan dinlerini düzeltmek için gönderilmiştir. İsa (a.s) mesajını tamamlayamadı. Bundan dolayı da çok üzüldü. Fakat onun bir tesellisi vardı. O da, ileride ismi Muhammed (övülen) olan bir peygamberin gelecek olmasıydı ve öyle oldu.

İslam öncü kültür kabul edilmeyecek olursa biz müslümanlara düşen ‘leküm diniküm ve liye din’ (sizin dininiz size bizim dinimiz bize) demek olmalıdır.

* * * * *
24.11.2000 Islamisches Dialogzentrum semineri,
Recep Aykan
recepaykan@otelo-online.de
   
Bu Yazı Hakkında
Bu Yazı 26.02.2003 tarihinde siteye eklendi ve Semavi Dinler kategorisinde 1435 kez okundu.

Bu Yazıyı yazıcıdan çıktı almak için tıklayın.
Bu Yazının kayıtlı olduğu Semavi Dinler kategorisine gitmek için tıklayın.
Bu Yazıda veya sayfada hata varsa lütfen bize bildirmek için tıklayın
 
     
 
Okuduğunuz yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Kur'an Nesli alıntıladığı tüm yazıları hiçbir ticari kaygı gütmeksizin bilginin paylaşılması maksadıyla sizlere sunmaktadır..
KURANNESLI.ORG - 2005